Cezayir'in kuzeydoğusunda yer alan Constantine, bir doğal kaledir. Şehir, elmas şeklinde bir kaya platosunun üzerine kurulmuştur ve güneybatı hariç her tarafı dik yarlarla çevrilidir; buradan Rhumel Nehri doğudan akmaktadır. Platonun, deniz seviyesinden 650 metre yüksekte olan kısmı, vadideki nehir yatağından 150 ila 300 metre arasında yükselmektedir. Vadinin en dar noktası 4,5 metre genişliğinde olup maksimum genişliği yaklaşık 365 metredir. Şehrin kuzeydoğu köşesinde, önceki köprülerin yerinde inşa edilmiş 130 metre uzunluğunda modern bir yapı olan El Kantara Köprüsü vadiden geçmektedir. Şehrin kuzeyinde bir asma köprü ve üst geçit bulunmaktadır.
Rhumel Vadisi'nin duvarlarındaki mağaralar, tarih öncesi yerleşimi göstermektedir. M.Ö. 3. yüzyıla gelindiğinde, Cirta veya Kirtha (Fenikece "şehir" anlamına gelen bir kelime) Numidia'nın önde gelen şehirlerinden biri ve Masaesyli krallarının taht merkezi olmuştur. Micipsa yönetiminde (M.Ö. 2. yüzyıl), 10.000 süvari ve 20.000 piyadeli bir ordu kurabilecek olanaklara sahip olarak en yüksek refah seviyesine ulaşmıştır. Cirta, Jül Sezar döneminde bir Roma yerleşimi haline gelmiştir, daha sonra Kuzey Afrika kıyısında dört Roma kolonisini içeren bir konfederasyonun başı olmuştur. Roma İmparatoru Maxentius ile Numidyalı gaspçı Alexander arasındaki savaşta şehir yok edilmiş ve 313 yılında onarıldıktan sonra hamisi Büyük Constantine'in adını almıştır. Vandalların Afrika'yı fethetmesi sırasında şehir ayakta kalmış ancak 7. yüzyılda Arapların eline geçmiştir. 12. yüzyılda, sıkça yapılan saldırılara rağmen refahını koruyarak Pisa, Ceneviz ve Venedik'ten tüccarları çekebilecek kadar ticaretini genişletmiştir. Defalarca Osmanlılar tarafından ele geçirildiği ve daha sonra kaybedildiği halde, Cezayir Deye bağlı Beyin merkezi olmuştur. Constantine'i 1770-1892 yılları arasında yöneten Salah Bey, mevcut İslami yapıların çoğundan sorumlu olarak şehri önemli ölçüde geliştirmiştir. 1792'de ölümünden bu yana, yerel kadınlar başka yerlerde Cezayir'de geleneksel olarak giyilen beyaz haik yerine yas kıyafeti olarak siyah haik (çadır benzeri bir giysi) giymektedirler. 1826 yılında, Constantine, Cezayir Deyesinden bağımsızlığını ilan etmiştir. 1836 yılında, Fransızlar şehri ağır kayıplarla ele geçirmeye çalışmışlar ancak bir yıl sonra başarılı olmuşlardır. II. Dünya Savaşı sırasında ve Müttefik Kuvvetlerin Kuzey Afrika kampanyasında (1942-1943), Constantine ve komşu Setif şehri önemli komuta üsleri olmuşlardır.
Constantine, zengin bir tarih, nefes kesen manzaralar ve canlı bir kültüre sahiptir. Şehir, şehir merkezinin 9 kilometre güneyinde yer alan uluslararası havaalanı Mohamed Boudiaf üzerinden kolayca ulaşılabilir. Unutulmaz maceralar arayanlar için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir.
Sidi Rached Köprüsü, Fransız mühendis Ferdinand Arnodin tarafından 1962 yılında inşa edilmiştir. 125 metre uzunluğunda olup, Sidi M'Cid Köprüsü'nün daha küçük bir versiyonu olarak kabul edilmektedir. Ünlü mimarlık firması Dising+Witling tarafından tasarlanan yeni Constantine asılı kablo köprüsü 2012 yılında tamamlanmıştır.
Constantine, Hristiyanların inançlarını özgürce yaşamalarına izin veren ilk imparator olmuştur, bu da Hristiyanlığın birleştirilmesine ve yayılmasına yardımcı olmuştur. Ayrıca, Noel olarak bilinen İsa'nın doğum günü kutlamasını başlatmıştır. 314 yılında, Constantine'in dini hoşgörü fermanından sonra, Eboracum'un ilk piskoposu atanmıştır.
Constantine, şehir merkezinde bulunan Mentouri Devlet Üniversitesi ve Zouaghi Slimane Coğrafya ve Yer Bilimleri Merkezi olmak üzere toplam dört üniversiteye ev sahipliği yapmaktadır. Brezilyalı mimar Oscar Niemeyer ve Cezayirli mimar Rachid Hasein tarafından tasarlanan Mentouri Devlet Üniversitesi ile El Khroub Veteriner Enstitüsü de burada bulunmaktadır. Emir Abdelkader Üniversitesi, dini çalışmalar, yabancı diller ve edebiyat gibi birçok fakülteye sahip en büyük İslami üniversitelerden biridir. Yeni Constantine Şehri "Nouvelle Ville de Ali Mendjeli", 20.000'den fazla öğrenci ve 17 fakülteden oluşan, 40.000'den fazla konut barındıran bir üniversite merkezi olan Constantine 2 Üniversitesi, "Lalla Nsoumer" olarak bilinir ve matematik, bilgisayar bilimi ve ekonomi programları sunar. Şu an itibarıyla "Salah Boubenider Üniversitesi" adı altında Afrika'nın en büyük üniversitesidir.
Constantine, sıcak ve kuru yazlar ile ılık ve yağışlı kışlar yaşanan bir Akdeniz iklimine sahiptir. Şehir, ortaçağ surlarının çoğunun Roma yapı malzemeleri kullanılarak inşa edildiği bir yerleşimdir. Didouche Mourad Caddesi, kuzeydoğudan güneybatıya doğru platonun eğimi boyunca uzanır ve şehri ikiye böler. Batıda Roma dönemine ait bölümleri olan eski kale (Kasbah), kısa bir süreliğine Fransızlar tarafından Notre Dame des Sept Douleurs Katedrali'ne dönüştürülen Souk El Ghzel Camii, Mağrip tarzı Ahmed Bey Sarayı ve çeşitli idari ve ticari binalar bulunur. Batı bölümünün doğrusal sokakları ve geniş meydanları Fransız etkisini yansıtırken, doğu ve güneydoğu bölgeleri, kıvrımlı sokakları ve İslami mimarisi ile çarpıcı bir karşıtlık sunar; bu bölgede, 18. yüzyıl Salah Bey ve Sidi Lakhdar camileri de yer alır. Her zanaat, bir mahallede yer alır ve otantik bir karakter sunan bu bölgede sokaklar, belirli bir zanaat ile özdeşleşmiştir. 1969'da kurulan Constantine Üniversitesi ve Cirta Müzesi gibi diğer kurumlar ile şehirdeki belediye kütüphanesi yer almaktadır. Banliyöler, çevredeki kırsal alana giden "kıstak" üzerinde şehrin güneybatısında gelişmiştir. Yeni gelişim alanları, Rhumel Boğazı'nın doğusunda yer alır. Traktör ve dizel motor üreten bir fabrika dışında, sanayiler çoğunlukla deri ürünleri ve yün kumaşlara odaklanmıştır. Tarım ürünlerinin, özellikle tahılların ticareti, yüksek platolar ve kurak güneyde önemli bir yer tutmaktadır. Nüfus 1998'de 462,187, 2008'de ise tahminen 520,000 kişi olarak kaydedilmiştir.