Sosyal etkileşim herkese doğal gelmeyebilir. Bazı insanlar buzda kayar gibi sohbetlerde kolayca ilerlerken, bazıları ise kötü oturan ayakkabılarla çamurda sendelediklerini hisseder. Eğer bir konuşmayı zihninizde tekrar oynattıysanız ve garip mi hissettiniz diye merak ettiyseniz, yalnız değilsiniz. Birçok insan sosyal etkileşimde zorlanıyor. Bazen bu çekingenlikten, bazen aşırı düşünmekten veya sadece pratik eksikliğinden kaynaklanır. Açık olan şu ki, çok fazla sosyal olarak çekingen olan insanlar, kapıları açmak yerine yanlışlıkla engeller oluşturan belirli ifadelere genellikle başvururlar.
Önemli noktaları göster
Bu ifadeyi oldukça sık duyduğunuzdan eminim. Alçakgönüllülük maskesi altındaki savunma kalkanıdır. Yanlış anlamayın; alçakgönüllülük iyi bir şeydir. Ancak birisi her görüşe kendini küçümseyerek başladığında, bu başkalarını nasıl yanıt verecekleri konusunda rahatsız edebilir veya kararsız bırakabilir. Bu ifade, konuşmadaki varlığınızı azaltmakla kalmaz aynı zamanda söyleyeceklerinizi önemsememeleri için davetiye çıkarır. Kendinizi bu ifadeyi kullanırken bulursanız, durup fikrinizi net bir şekilde açıklamayı düşünün. Kendinizi dışlamayı bırakınca insanların ne kadar açık olduklarına şaşırabilirsiniz.
Bu ifade her zaman bir etki yaratır. Genellikle, oldukça geçerli bir noktası olan, ancak bir noktada özgüveni keskin bir şekilde düşen insanlar tarafından söylenir. Ironik bir şekilde, genellikle kendilerini iyi açıklarlar, ancak buna inanmazlar. Bu ifade net fikirleri bile bulanıklaştırabilir. Dinleyiciye yardımcı olmak yerine, dikkatini dağıtır. Genellikle, insanlar ne söylediğinize değil, ona duyduğunuz güvene göre sizi yargılarlar.
Bunu muhtemelen bir noktada kendiniz söylemişsinizdir. Yargı korkusu, daha fikir onlara ulaşmadan önce darbenin üzerini yumuşatmaya iter. Ancak dürüst olalım, fikrinizi aptalca olarak tanımlarsanız, insanların muhtemelen aynı fikirde olacakları ya da en azından ciddiye almayacakları gerçeği vardır. Bir şey hakkında birinin etkisini merak ediyorsanız, onu bir soru olarak sunun. Eleanor Roosevelt'in birkeresinde dediği gibi: "Kimse sizin rızanız olmadan sizi aşağılık hissettiremez."
Bu ifadede belirli bir nazik öz farkındalık vardır, ancak aynı zamanda sınırlıdır. Biri kendini bu şekilde tanımladığında, genellikle bunu iletişimden geri çekilmek veya kaçınmak için bir bahane olarak kullanır. Her şeyi anlamıyor gibi yapmayın, ancak garipliklerinizi güvenle sahiplendikçe, insanların onları daha az yargıladığını bilin. Bazı gariplikler sevimli bile olabilir, yeter ki dürüst etkileşimin kalkanı olarak kullanılmasın.
Hiç bir şey söylemeye başlayıp, yolun yarısında geri adım attınız mı? Belki birinin gözlerinin dolaştığını fark ettiniz ya da yorumunuzun yeterince ilginç olmadığından endişelendiniz. Bu ifade güvenli bir liman gibidir ama dinleyici için cesaret kırıcı olabilir, ki belki de söyleyeceğiniz şeyi duymakta hevesliydi.
Bu cümle itibarıyla duyduğunuz herhangi bir sohbeti sekteye uğratır. Dinleyiciye hemen ilgilenmemesi gerektiği hissini verir, ki belki de bir an önce ilgilenmişti. Birine kötü bir çay sunup "Kötü tat veriyor ama buyrun." demek gibidir. Konuşmalarda yük olduğunuzu hissetmekle mücadele ediyorsanız, düşüncelerinizi yeniden çerçevelendirmekte fayda olabilir. İlgisizlik varsayımında bulunmadan.
Bunu insanlarla konuşmaya çalışırken mi söylüyorsunuz? Bu, karaoke sırasında şarkı söylemekte kötü olduğunuzu duyurmak gibidir. Rahatsızlığınızı vurgular ve her iki tarafı da bir gerginlik sarmalına çeker. Kendinizi içe dönükleştirmeyi deneyin, ancak gergin hissetmekte utanılacak bir şey yok. Karizma taklit etmek zorunda değilsiniz, ne de sözde kusurlarınızı belirtmek zorunda değilsiniz.
Bu ifade genellikle bir şeyin açıkça önemli olduğu, ancak kişinin bunu nasıl ifade edeceğini bilmediği zaman ortaya çıkar. Soğuk veya küçümseyici görünebilir. Özellikle bu ifade basit bir yanlış anlamayı devam eden bir gerginliğe dönüştürebilir. Bunun yerine, daha açık ama baskısız bir şey deneyin, "Bunun hakkında henüz nasıl hissettiğimi bilmiyorum," veya "Düşünmek için biraz zaman alabilir miyim?" gibi. Bu tür yanıtlar diyaloğu kapatmak yerine açık tutar.
İhtiyaç, inanç veya davranışı açıklamak için kullanıldığında biraz hüzünlü görünse de sessiz bir teslimiyettir. "Beni anlamanı beklemiyorum ve ben bile emin değilim." der. Ancak hepimiz başkalarının bizi anlamasını istiyoruz, değil mi? Bu ifade mütevazi görünse de, genellikle daha derin yalnızlık veya kopukluk hislerini gizler.
Düşünceli bireyler tarafından kullanılan bu ifade, tamamen yanlıştır. Sorun, onların sıkıcı olmalarında değil, öykü veya görüşlerini paylaşmaya layık görmemiş olmalarında yatar. Herkesin söyleyecek ilginç bir şeyi vardır. Sadece doğru anı—veya doğru dinleyiciyi—bulması gerekir. Bu yüzden kendinizi küçümsemeyin. Sesinizi yükseltin. Sizi duymayı bekleyen biri var. Sosyal gariplik bir kusur değil; birinin nasıl göründüğüne önem verdiğinin bir işaretidir. Ancak seçtiğimiz kelimeler ya bize yeni ufuklar açar ya da bizi kapatır.