Bazı insanlar tüm sohbetleri ilgi çekici hale getirme yeteneğine sahiptir. Diğerleri... pek de değil. Her zaman ne söyledikleri değil, nasıl söyledikleri önemlidir. Bazı ifadeler, konuşmadan enerjiyi alarak konuşmayı sıkıcı veya tekrarlayıcı hale getirir. Bu ifadeleri tanıdığınızda, onlardan kaçınabilir ve sohbetlerinizi daha ilgi çekici tutabilirsiniz. Psikologlara göre, belirli kelimeler ve ifadeler, insanlar farkında olmadan onları sıkıcı görünmesine neden olabilir. İşte bir sohbeti mahvedebilecek yedi ifade ve yerine ne söyleyebilirsiniz.
Önemli noktaları göster
Hepimizin başına gelmiştir—birine nasıl olduğunu sorduğunuzda, "Aynı tas aynı hamam" diye yanıtlar ve sohbet orada biter.
Bu ifadeyi düşünmeden sürekli kullanıyor olabilirsiniz. Herhangi bir hayal kırıklığı yaşadığınızda omuz silkip "ne yapalım, öyle işte" diyebilirsiniz. Aslında bu oldukça sıkıcı bir yanıttır. Konuşmaya bir şey eklemez. Bu ifade tartışmaya davet etmez—onu sonlandırır. Esasında "Söylenecek başka bir şey yok" demektir ve sohbeti oldukça sıkıcı hale getirir. İnsanlar merak gösterdiğinde veya düşüncelerini paylaştığında sohbetler ilginç kalır, küçük konular üzerinde bile. "Ne yapalım, öyle işte" yerine ne düşündüğünüzü eklemeye çalışın, durumu anlatın. "Evet, hayal kırıklığına uğradım, ancak bundan şunları öğrendim" demek bile konuşmayı ilginç hale getirebilir.
"Bilmiyorum" demek zararsız görünebilir, ancak konuşmanın hızla sönmesine neden olabilir. Konuşmayı akıcı hale getirmek yerine bir çıkmaza yol açar. Araştırmalar, insanların doğal olarak merak uyandıran ve keşfetme isteyen konuşmalara yöneldiğini gösteriyor. Biri, "bilmiyorum" diyerek bir şey eklemeden yanıt verdiğinde, ilerlemek için alan bırakmaz. Tabii ki kimsenin tüm cevapları yoktur ve emin olmadığınızı kabul etmek doğru bir şeydir. Ancak orada durmak yerine, konuşmayı canlı tutacak bir şey eklemeye çalışın—"Emin değilim, ama öğrenmek isterim" veya "Bu iyi bir soru. Siz ne düşünüyorsunuz?" gibi. Bu tür küçük değişiklikler konuşmaları daha ilgi çekici ve dinamik hale getirebilir.
Bu kelimeler, sizin ilgisiz, kayıtsız veya katkıda bulunmak istemediğinizi gösterir. Zamanla, bu tür küçümseyici ifadeler kullanmak, insanlara düşüncelerinin ve görüşlerinin önemli olmadığı hissini verir—onları sizinle konuşmalardan tamamen uzaklaştırır. Etkileşimli konuşmalar aktif katılıma dayanır. "Ne halin varsa gör" diyerek şeyleri küçümsemek yerine, gerçek bir tercih veya görüş ifade etmeye çalışın. "Çok güçlü bir tercihim yok, ancak bu seçenek en iyisi olabilir" gibi basit bir ifade bile konuşmayı sürdürür ve sizi daha katılımcı gösterir.
"Nasıl gidiyor?" sorusuna "İşte bir gün daha" diye yanıt verebilirsiniz. Bunun kolay ve nötr bir yanıt olduğunu düşünebilirsiniz—fazla çaba gerektirmeyen bir şey. Ancak bir süre sonra bir şey fark edeceksiniz. Bu ifadeyi söyledikten sonra konuşmalar bir yere gitmez. İnsanlar başlarını sallar, belki nazikçe gülümser ve sonra an geçip gider. Gerçek bir bağlantının kapısını sessizce kapatmışsınız gibi olur. Gününüzü farklı kılan bir şeyi paylaşmaya çalışın—gördüğünüz komik bir şey, düşündüğünüz ilginç bir fikir veya karşılaştığınız küçük bir zorluk. Bu, alışverişi daha canlı hissettirir ve başkalarının da paylaşımlarını teşvik eder.
"Öyledir işte" demek, konuşmayı sıkışmış hissettirebilir. İlginç veya önemli bir konu olsa bile, daha fazla tartışmaya gerek olmadığı izlenimini verir. İnsanlar doğaları gereği fikirleri keşfeden, bakış açılarını sorgulayan veya merak uyandıran tartışmalara çekilirler. Biri bir konuyu "öyledir işte" diyerek kapattığında, bu küçümseyici veya ilgisiz görünebilir. Bunun yerine, daha ilgi çekici bir şeye yönelmeyi deneyin: "Genelde öyle oluyor, ama başka bir açıdan bakabilir miyiz?" veya "Evet, bu doğru—bu neden böyle oldu sizce?" gibi. Bu küçük değişiklikler konuşmaları açık ve dinamik kılar.
"Sanırım" kadar bir kişiyi daha az ilgili gösteren birkaç ifade vardır. Belirsiz ve belirsizlik içerir ve konuşmaya fazla bir şey katmaz. İlgi veya coşku göstermemek yerine, yanıtları zayıf ve kararsız yapar. Güvenli ve amaçlı konuşmak, konuşmaları ilginç kılar. Bir şeyde kararsız olsanız bile, "Bu iyi bir nokta—daha fazla düşünmem gerekiyor" veya "Bakış açınızı anlıyorum, ama şöyle düşünüyorum" gibi yanıtlar tartışmayı daha canlı hale getirir. Konuşmalar mükemmel olmak zorunda değildir, ancak en azından bilinçli görünebilmelidir. Nasıl konuştuğumuz, diğer insanların bizi nasıl algıladığını etkiler—çoğu zaman fark ettiğimizden daha fazla.
Psikologlar, konuşmaların sadece bilgi değişimi olmadığını; bağlantı kurma, etkileşimde bulunma ve enerji verme olduğunu öneriyorlar. Bazı ifadeler bizi, amacımız bu olmasa bile, ilgisiz, kayıtsız veya hatta ilgisiz gibi gösterebilir. Dilde yapılan küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir. Merak uyandırmak, daha fazla paylaşmak ve konuşmayı sonlandıran ifadelerden kaçınmak, sıradan alışverişleri anlamlı etkileşimlere dönüştürebilir. Seçtiğimiz kelimeler sadece konuşmaları şekillendirmekle kalmaz, aynı zamanda insanların bizimle nasıl ilişki kurduğunu da şekillendirir.