Şapkanın Gerçekten İşe Yarıp Yaramadığını Belirleyen Tek Ölçü: Baş Çevresi

ADVERTISEMENT

Şapka alırken en önemli şey; fötrün biçimi, kasketin geçmişi ya da fiyat etiketindeki rakam değil, baş çevrenizdir. Bunu yanlış seçerseniz bunu alnınız, şakaklarınız ya da kulaklarınız size on dakika içinde söyler; genellikle bir sıkma hissiyle, kızarık bir izle ya da şapkanın istemediğiniz yere doğru durmadan kaymasıyla.

Önemli noktaları göster

  • Şapka alırken en önemli etken baş çevresidir; çünkü rahatlığı ve şapkanın başta ne kadar sağlam duracağını o belirler.
  • Ne kadar şık ya da pahalı olursa olsun, sıkan, kızarıklık bırakan ya da sürekli aşağı kayan bir şapka iyi bir seçim değildir.
  • Alışverişe çıkmadan önce, yumuşak bir mezurayı kulakların hemen üstünden ve alnın orta hizasından geçirerek başınızı ölçün.
  • ADVERTISEMENT
  • Markaların bedenleri değişiklik gösterebilir; bu yüzden ölçünüz güçlü bir başlangıç noktası sağlar, ama asıl kararı denediğinizde verirsiniz.
  • Bir şapkayı en az on dakika takın ve hareket ederek baskı yapıp yapmadığını, kayıp kaymadığını ve kulaklarınıza temas edip etmediğini kontrol edin.
  • Baş çevresi doğru olsa bile, tepe formu, malzemenin sertliği, saçın hacmi ve baş şekli de hissi etkilediği için şapka yine de rahatsız gelebilir.
  • En iyi görünen şapka; başta güvenli duran, yerinden oynamayan ve taktığınızda bir süre sonra varlığını unutturan şapkadır.

Bu kulağa basit gelebilir ama para tasarrufu sağlar. Güzel görünen ama can yakan ya da kayan bir şapka, başınızda durmaktan çok askıda durur; bir erkeği, durmadan düzeltmek zorunda kaldığı bir şapkadan daha süslü gösteren de pek bir şey yoktur.

Şapkada beden işi baş çevresiyle başlar; çünkü şapkalar bir hayalin üstüne değil, bir halka üzerine oturur. Beden bu konuda dürüst davranır: Doğru oturan bir şapka başınızın çevresine eşit biçimde temas eder, hareket ettiğinizde yerinde kalır, sonra da dikkatinizden çıkar gider.

ADVERTISEMENT

Başka bir satır okumadan önce şunu deneyin. Elinizde zaten bulunan herhangi bir şapkayı on dakika takın. Sonra dört şeye dikkat edin: Şakaklarınızdaki baskı, alındaki iz, kulaklarınızın üst kısmına temas edip etmediği ve etrafta yürürken şapkanın aşağı doğru kayıp kaymadığı. Bu küçük test size aynanın öğretebileceğinden daha fazlasını öğretir.

Unsplash'ta Eye Speak imzalı fotoğraf

Yakışıklı bir şapka sizi çok çabuk yanıltabilir

Klasik şapkaların gerçekten bir çekiciliği vardır. Bir fötr, sade bir paltoyu daha keskin gösterebilir. Bir düz kasket, yerleşik ve rahat bir hava verebilir. Basit bir yün bere bile kışlık bir kombini tamamlanmış hissettirebilir.

Tarz önemlidir ama ancak kalıp buna izin verdikten sonra. Mağazada beğendiğiniz siper, taç ya da kumaş; şapka başınızı mengene gibi sıkıyorsa ya da her üç adımda bir tek kaşınızın üstüne kayıyorsa, o kadar da beğenilir kalmaz.

ADVERTISEMENT

Hiç on saniye doğru görünüp on dakika sonra perişan hissettiren bir şapka taktınız mı?

Meseleyi belirleyen nokta tam da budur. Erkeklerin çoğu önce gözleriyle seçer, sonra ciltleri itiraz eder. Şapkayı çıkarınca alında kızarık bir bant hissedersiniz ya da şakaklarda sert bir sıkma olur ya da şapka yavaş yavaş kulaklara doğru inmeye başlar. Bu işaretler, aynadaki hoş bir bakıştan daha önemlidir; çünkü önünüzdeki üç saatin nasıl geçeceğini onlar söyler.

Bunu yıllardır görüyorum. Bir adam güzel bir şapka dener, biçimine gülümser, parasını öder, sonra da eve yürürken durmadan yerine çeker. Akşam yemeğine gelindiğinde alnında bir çizgi oluşmuştur ve o güzel şapka şimdiden bir hataya dönüşmüştür.

Markayı, siperi ve fiyatı geride bırakan sayı

ADVERTISEMENT

İşe yarayan kısım şu. Baş çevresi ölçünüzdeki tek bir sayı, tarzdan, markadan ya da fiyattan daha iyi bir başarı göstergesidir; çünkü şapkalar beden kalıplarıyla yapılır. Kalıp, başınızın çevresindeki ölçüyle uyuşmuyorsa gerisi kaybedilmiş bir tartışmadır.

Alışverişe çıkmadan önce ölçün. Terzilerin kullandığı türden yumuşak bir mezura kullanın. Mezurayı, kulaklarınızın yaklaşık 0,3 santimetre üstünden ve alnınızın tam ortasından, yani şapkanın gerçekten oturacağı yerden başınızın çevresine dolayın. Mezura düz dursun, sıkı olsun ama sıkmasın. Sonra ölçüyü santimetre ya da inç olarak not edin ve telefonunuzda saklayın.

Yumuşak mezuranız yoksa bir ip kullanın, birleştiği yeri işaretleyin, sonra cetvelin üzerine koyun. Mantık aynı. Mesele fısıltı kadar ince bir hassasiyet değil. Mesele, mağazaya tahminle değil gerçek bir sayıyla girmektir.

ADVERTISEMENT

Çoğu üretici bu sayıyı bir şapka bedenine çevirir ama bedenlendirme marka ve malzemeye göre biraz değişebilir. Bu normaldir. Ölçünüz sizi doğru yere yaklaştırır; şapkanın gerçekten uygun olup olmadığını ise denediğinizde anlarsınız.

Sadece deneyip çıkarmayın. Test edin.

Ölçün.

Şapkayı, gösteriş için enseye itmeden, oturması gereken yere takın.

En az on dakika bekleyin. Bakınırken ya da odanın içinde dolaşırken başınızda kalsın.

Hareket edin. Başınızı çevirin. Aşağı bakın. Yukarı bakın. Mümkünse bir şeyi almak için eğilin, sonra yeniden doğrulun.

Cildinizin ne dediğine kulak verin. İyi bir şapka, keskin bir baskı noktası yaratmadan güvenli hissettirmelidir. Kulakların üstüne inmemeli, her dakika elinizi istememelidir.

ADVERTISEMENT

Çıkarın ve kanıtlara bakın. Kısa sürede kaybolan hafif bir iz başka şeydir. Alında derin bir kızarıklık, şakak ağrısı ya da çıkarır çıkarmaz gelen rahatlama hissi ise cevabınızdır.

Evde de aynı kural geçerlidir. Kararı, yumuşak ışık altındaki aynaya atılan tek bir bakışla vermeyin. Kahve yaparken, birkaç mesaja cevap verirken ya da paltonuzu giyerken onu takın. On beş dakika süren rahatlık, iki saatin sonunda da daha iyi görünür.

Doğru beden neden yine de yanlış hissettirebilir?

Şimdi dürüst bir sınırdan söz edelim. Doğru baş çevresi ilk kapıdır, hikâyenin tamamı değil. Taç biçimi, siper dengesi, saçın hacmi ve malzemenin sertliği; şapka başınıza geçtiğinde nasıl hissettirdiğini değiştirir.

Daha uzun oval bir baş yapısına sahip bir erkek, aynı etiket bedeninde bile bir markayı rahat, diğerini ise ön-arka yönünde tuhaf biçimde sıkı bulabilir. Sert keçe bir şapka, daha yumuşak bir kepten daha sıkı hissettirebilir. Gür saç, alıştığınız bir bedeni daha küçükmüş gibi davranmaya itebilir. Bu yüzden önce ölçü gelir, sonra kullanım süresi.

ADVERTISEMENT

Bir keresinde daha genç bir akrabam için çok güzel bir keçe şapkaya bakmıştım; stantta da harika görünüyordu, başına ilk geçtiği anda da. On dakika sonra alnına fiş damgası gibi kızıl bir halka çıkarmıştı. Güzel şapkaydı, doğru şapka değildi. Geri bıraktık.

Hayır, kötü oturan bir şapkayı tarzla kurtaramazsınız

Bazı erkekler, tarz yeterince güçlüyse biraz yanlış bir şapkayı da taşıyabileceklerinde ısrar eder. Bu cazibeyi anlıyorum. Yakışıklı bir şapkanın kendini savunma gücü vardır.

Ama gerçek hayat mağaza aynası değildir. Kalıp yanlışsa sipere fazla dokunursunuz, tacı düzeltirsiniz, baskının farkında olursunuz ya da kaymayı hissedersiniz. Başkaları sorunun adını koyamayabilir ama o tedirginliği görür. Görünüş bozulur; çünkü siz şapkayı takmıyor, onunla uğraşıyor olursunuz.

ADVERTISEMENT

İşte bu yüzden tarz seçimi, kalıptan sonra gelir; önce değil. Baş çevresi ve rahatlık yerindeyse, ondan sonra fötr mü, düz kasket mi, yoksa daha sade bir şey mi istediğinize karar verin. Klasik görünüm rahatlıktan gelir, rahatlık da başınızla anlaşan bir şapkayla başlar.

Sizi yanlış alışverişten kurtaran küçük alışkanlık

İyi oturan bir şapka, vitrinin ya da satış konuşmasının değil, sizinmiş gibi hissettirir. Alışverişe çıkmadan önce başınızı ölçün, bu sayıyı yanınızda tutun ve her şapkaya aynada kısa bir onay vermek yerine gerçek bir on dakikalık deneme süresi tanıyın.

Bunu yaparsanız daha az para harcar, şapkayı da daha çok takarsınız. Doğru şapka başınızda kalmalı, zihninizi meşgul etmemelidir.

SON HABERLER