Önemli noktaları göster
Bir at 408 ile 998 kilogram arasında gelebilir ve yine de küçük bir şeyden ürkebilir; çünkü büyüklüğü, dünyayı nasıl gördüğünü değiştirmez ve bunu bir kez anladığınızda tepkileri artık rastgele görünmez.
Bu, birçok insan için rahatlatıcıdır. Atın huysuzluk mu yaptığını, yoksa abartıp abartmadığını tahmin etmek zorunda değilsiniz. Çoğu zaman yaptığı şey, tehlikeyi hızla fark etmeye göre kurulmuş bir bedenin içinde temkinli davranmaktır.
Önce en yalın gerçeği söyleyelim: Bir atın iri olması, onun kolay irkilmesine engel olmaz. Hatta bazı bakımlardan, algısı irkilmeyi daha olası hâle getirir.
Atlar av hayvanıdır. Bedenleri, tehlikenin karşısında dikilip hesaplaşmaktan çok onu erkenden fark edip ayaklarını hareket ettirmeye göre yapılmıştır. Bu irkilme tepkisi bize aşırı görünebilir; çünkü o tepkiyi veren beden bu kadar büyüktür.
At, bedeninin çevresini geniş bir açıyla görür; ama bunu her yönde aynı netlikle yapmaz. Tehlikeyi fark etmesine yardım eden aynı görme yapısı, bazı önemli bölgeleri okumayı da zorlaştırır.
Geniş görüş alanı
Gözleri başının iki yanında olduğu için at, bedeninin çevresini neredeyse tamamen görebilir; bu alan çoğu zaman yaklaşık 350 derece olarak tanımlanır.
Kör noktalar yine de önemlidir
Atın tam arkasında ve alınla burnun tam önünde kör noktalar vardır.
Odaklanmak için başını hareket ettirir
Öndeki iki gözlü görüş alanı daha dar olduğundan, bir şeyi daha net görebilmek için atın başını kaldırması, indirmesi ya da çevirmesi gerekebilir.
Yani evet, çayır geniştir. Ama eksik kalan iki parça vardır.
İnsanların farkında olmadan başını belaya soktuğu yer de tam burasıdır. Yüze doğru uzanan bir el, burnun altına kaldırılan bir kova, omzunun arkasından fazla ani biçimde yaklaşan biri... Bunların hepsi, atın önce tahmin etmek, sonra ne olduğunu anlamak zorunda kaldığı yerlere denk gelebilir.
Kendi burnunuzun tam önünü göremeden uyansaydınız, dünyanın size karşı ne kadar dikkatli olmasını isterdiniz?
Bu soru bakış açısını değiştirir. At makul davranmayı beceremiyor değildir. Geniş bir görüş alanıyla çalışıyordur; ama bu alanın içinde, özellikle de insan hareketlerinin sıkça belirdiği yerlerde, önemli boşluklar vardır.
Sıkı toprağa inen at nalının tok sesi gelir önce; ardından sessizliği kuyruğunun hışırtısı keser. At, kıpırdamadan dursa bile sesi, hareketi, kokuyu ve eksik kalan görüntüleri sürekli ayıklayıp durur.
Bir hareket, temas, ses ya da gözden kaybolma, atın farkındalığının kıyısına girer.
At o açıdan net göremiyorsa, gevşeyebilmeden önce bunun ne olduğunu tahmin etmek zorunda kalır.
Bize aşırı tepki gibi görünen şey, çoğu zaman at daha net bir görüntü elde etmeden önce yaptığı koruyucu bir hesaplamadır.
İnsan önce konuşup atın kendisini görebileceği bir yerden yaklaştığında, sürpriz azaldığı için at çoğu zaman hızla sakinleşir.
Çok sakin atların bile, birisi sessizce ve fazla yakından gelip boynuna yanlış açıdan elini koyduğunda sertçe irkildiğini gördüm. Aynı at, önce kendisine seslenilip görebileceği bir yerden yaklaşıldığında neredeyse hemen sakinleşti. Sihirli bir şey yok. Sadece daha az sürpriz var.
Burada kendinize şu soruyu sormanız iyi olur: Bir ata yaklaşmadan önce, “Bulunduğum yerden beni net biçimde görebiliyor mu, yoksa onu tahmin yürütmek zorunda kaldığı yerlerden birine mi giriyorum?” Bu tek cümle sizi birçok karışık sinyalden kurtarır.
Bu, gayet makul bir düşüncedir. Çiftliklerde, binicilik derslerinde ve patikalarda bulunan atlar sürekli insanların arasında yaşar. Bunun üstesinden gelmiş olmaları gerekmez mi?
| Eğitimin yapabilecekleri | Yapamayacakları |
|---|---|
| At; yularların, ceketlerin, kapıların ve insan ellerinin genellikle zarar vermediğini öğrenebilir. | İçgüdü ve duyusal yapı, at terbiyeli diye ortadan kaybolmaz. |
| İyi ilgilenilmiş bir at daha çabuk toparlanabilir ve daha seyrek ürkebilir. | Yine de kör noktalarına göz eklenmez. |
| İyi bir yaklaşım, kafa karışıklığını azaltabilir ve sakinleşmeyi hızlandırabilir. | Görme tek etken değildir; ağrı, eğitim geçmişi, çevre ve binicinin tutuşu da önem taşır. |
İşte bu yüzden sakin yaklaşım bu kadar işe yarar. Dokunmadan önce konuştuğunuzda, atın okuyabileceği bir açıdan yaklaştığınızda ve yüzünün tam önünde ya da bedeninin tam arkasında ani hareketlerden kaçındığınızda, hayvanı şımartmış olmazsınız. Davranışınızı, onun algısının kurulduğu biçime uydurmuş olursunuz.
İşe yarayan değişim basittir. Atın ürkmesini bir karakter kusuru gibi okumayı bırakın; onu bilgi olarak okumaya başlayın.
At hiçbir zaman dramatik davranmıyordu; yalnızca dünyaya, onu algılayabildiği biçimde karşılık veriyordu. Onun sizi görebileceği yerden yaklaşın, sesinizi kullanın ve mümkün olduğunca ani hareketleri o eksik kalan alanlardan uzak tutun.
At, geniş bir görüş alanına sahip, otlayarak beslenen büyük bir hayvandır; ama çoğu insanın fark ettiğinden daha önemli olan birkaç kör noktası vardır. Bu noktaları öğrenin; karşınızdaki hayvan da çoğu zaman sizinle birlikte sakinleşsin.