Paylaşıyoruz, beğeniyoruz, yorum yapıyoruz ve bağlantı kuruyoruz. Bu dijital çağ, ve birçok genç için sosyal medya kaçınılmaz hale geldi. Bugün gençler sosyal medyayla dolup taşan bir dünyada büyüyorlar; burada teknoloji, deneyimlerinin çoğunun şekillenmesinde önemli bir rol oynuyor. Şimdi sosyal medya günlük hayatın büyük bir parçası olduğuna göre, ruh halimizi nasıl etkilediğini düşünmek önemli. Gençlik kültüründe teknolojik etkileşimin yayılmasıyla sosyal ve duygusal sağlık üzerindeki etkisi hakkında toplumsal endişeler ortaya çıkıyor. Sosyal medyanın hızlı yükselişi, ebeveynler ve daha geniş toplum arasında gençlerin sosyal ve psikolojik refahı konusunda endişeler oluşturdu. Bir "beğeni" sadece bir sembolden fazlasıdır. O, onay ve kabulü ifade eder ve bazı durumlarda bir dopamin patlamasına yol açar.
Önemli noktaları göster
İlk defa, Amsterdam Üniversitesi önderliğindeki bir araştırma ekibi gerçek sosyal medya verilerini kullanarak gençlerin sosyal medyadaki geri bildirimlere (beğenilere) yetişkinlerden daha duyarlı olabileceğini gösterdi ve bu durum doğrudan katılım ve ruh halleri üzerinde etkili oldu. Bulguları, 23 Ekim 2024 tarihinde gerçek sosyal medya verilerini kullanarak bu konuyu araştıran Science Advances'de yayımlandı. Bu makalede, bu çalışmanın ana bulgularını vurguluyoruz.
Araştırmacılar, meseleyi incelemek için üç boyutlu bir yaklaşım kullandılar:
İlk olarak, büyük bir gerçek yaşam Instagram gönderi setine baktılar ve beğenilere duyarlılığı yakalamak için hesaplamalı bir model kullandılar, bu model ergenlerin sosyal ipuçlarına yetişkinlerden daha duyarlı olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, ergenlerin sosyal medyaya katılımının sadece dijital yerli olarak paylaşım becerilerinden değil, sosyal medya geri bildirimlerine duyarlılıklarından daha çok etkilendiğini ve çok sayıda beğeni aldıklarında sosyal medya platformlarına daha güçlü tepkiler verdiklerini, ama aynı zamanda beğeniler gelmeyince daha hızlı geri çekildiklerini belirtiyor.
İkinci olarak, ruh hali değişikliklerini izlemek için kullanılabilecek sosyal medya platformu özelliklerini simüle eden deneysel bir çalışma yürüttüler. Bu çalışma, ergenlerin ruh hallerinin beğenilerdeki düşüşten yetişkinlere kıyasla daha güçlü etkilendiğini gösterdi. Araştırmacılar "Bu etkinin, problemli sosyal medya davranışlarından ya da sosyal anksiyete seviyelerinden bağımsız olduğunu" yazdı.
Son olarak, bir keşif nörogörüntüleme çalışması, sosyal medya geri bildirimlerine duyarlılığın, beynin amigdala boyutundaki bireysel farklılıklarla bağlantılı olduğunu gösterdi. Yazarlar, beynin amigdala'sını "beğenilere duyarlılık, sosyal anksiyete ve problemli sosyal medya kullanımıyla ilgili bireysel değişikliklerle ilişkili kilit bir alan" olarak tanımladı. Bununla birlikte, araştırmacılar bir uyarıda bulunuyor: "Bulgularımız amigdala'nın bu süreçlerde yer aldığını öne sürse de bu, doğrudan bir nedensellik anlamına gelmez ve bu süreçler ayrıca farklı bölge ağılarıyla da ilişkilendirilmiştir."
Bu üç çalışma, gençlerin yetişkinlerden daha fazla sosyal medya geri bildirimine duyarlı olabileceklerine dair örtüşen kanıtlar sağladı. Ergenlik dönemi, hayatımızda akran onayına ve reddine karşı artan duyarlılıkla karakterize edilen kritik bir dönemdir. Bu araştırmanın bağlamında, bu artan duyarlılık ilginç bir paradoksa yol açar: beğeniler almak bir bağlanma hissi yaratıyor ve gençlerin ruh halini artırabilirken, bu olumlu sonuç uygulamalara böyle bir çekiciliğin oluşmasına da neden olabilir ki, bu da problemli aşırı kullanıma yol açabilir. Öte yandan, duyarlılıkları nedeniyle, gençler beğeni almadıklarında yetişkinlerden önce platformları kullanmayı bırakacaklar, ama bu da giderek olumsuz ruh hallerine neden olabilir.
Sosyal medya ile ilgili endişelerden biri, gençlerin uygulamaları daha çok beğeni toplamak için isteklerinden daha fazla kullanmaya zorlanarak anksiyeteye neden olabileceğidir. Çalışma ekibi üyesi Wouter van den Bos, "Ergenlik, ödül ve reddedilmeye duyarlılığın özellikle güçlü olduğu bir büyüme dönemidir ve bu durumlar sırasıyla artan impulsif davranışlar ve depresif semptomlarla ilişkilendirilmiştir," diyor.
Araştırmacıların bulgularının, mevcut sosyal medya platformlarının gençler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkilere sahip olabileceğini düşündürmesiyle, olumsuz yan etkileri ele almak için müdahale gerekebileceği ortaya çıkıyor. Araştırmacılar öncelikle platformların teşvik yapılarını değiştirip, odağı beğenilerden daha anlamlı katılımlara kaydırmalarını öneriyorlar. İkincisi ise, gençlerin dijital okuryazarlığını artırmaya odaklanmaktan ziyade çevrimiçi ortamlarda becerikli duygusal düzenleme geliştirmeye odaklanmamız gerektiğini öneriyorlar.
Bu iki öneri mantıklıdır ve daha fazla çalışmayı beklerken bu sorunu aşmaya veya hafifletmeye yardımcı olabilirler.