Bir deniz kaplumbağası su altında yaşamaya kusursuz biçimde uyum sağlamış gibi görünebilir; yine de nefes almak için su yüzeyine çıkmak zorundadır. Etrafındaki sudan solunum yapmaz. Bunu mümkün kılan şeyin akciğerler, yüzeye çıkma davranışı ve enerjiyi dikkatli kullanma biçimi olduğunu aşağıda görebilirsiniz.
Önemli noktaları göster
NOAA Fisheries temel gerçeği açıkça ortaya koyuyor: Yeşil deniz kaplumbağaları da tüm deniz kaplumbağaları gibi sürüngendir ve sürüngenler akciğerleriyle hava solur. Bu tek gerçek, bütün tabloyu değiştirir. Bir kaplumbağa suyun altında ne kadar sakin görünürse görünsün, yaptığı şey bir balığın yaptığıyla aynı değildir.
Balıklar sudaki oksijeni solungaçlarıyla alır. Deniz kaplumbağalarının solungacı yoktur. Yüzeydeyken akciğerlerini havayla doldurur, sonra da yeniden yükselme vakti gelene kadar bu havayı aşağıya taşırlar.
Bu yüzden bir kaplumbağanın su altındaki yaşamı her zaman görünmez bir yukarı çıkış rotasını da içerir. Yüzeye çıkmak, nadir rastlanan acil bir hareket değildir. Tüm yaşamı boyunca, tekrar tekrar işleyen planın bir parçasıdır.
Hayvanın çoğu zaman hiç çaba harcamadan süzülüyormuş gibi görünmesinin nedeni de budur. Daha çok süzülen, daha az kulaç atan bir kaplumbağa enerji tasarrufu yapıyordur; bu da oksijeni daha yavaş tükettiği anlamına gelir. Hareketsizlik, havanın artık önemli olmadığının kanıtı değildir. Tam tersine, depolanmış havanın daha uzun süre yetmesinin nedenlerinden biridir.
Bunu gündelik bir örnekle düşünebilirsiniz. Sakin ve yavaş yürümekle depar atmak aynı şey değildir. İkisinde de nefes kullanılır ama biri nefesi çok daha hızlı tüketir. Bir deniz kaplumbağasının kolaymış gibi görünen hareketleri de aynı şekilde işler.
Bir an durup şunu hayal edin: Nefesinizi tutmuş hâlde, iyi bildiğiniz bir odada sakince yürüyorsunuz. İlk başta idare edilebilir gibi gelir. Sonra, panik olmasa bile, bedeniniz elinizde ne kadar hava kaldığını hesap etmeye başlar.
Kaplumbağanın gününü yöneten görünmez kural işte budur. Akciğer, solungaç değil. Yüzey, deniz tabanı değil. Bir nefes, ardından uzun bir süzülüş.
Bunu kendi göğsünüzde hissedince kaplumbağa size başka türlü görünür. Onun su altındaki zarafeti, havadan bağımsız oluşundan değil; sınırlı havayı verimli kullanışından gelir.
Bazen epey uzun süre. NOAA’nın bilgilendirme materyallerinde, deniz kaplumbağalarının doğal dinlenme koşullarında, özellikle de hareketsiz olduklarında, saatlerce su altında kalabilecekleri belirtiliyor. Ama bu, tek ve sabit bir dalış süresi olduğu anlamına gelmez; kesinlikle su soludukları anlamına da gelmez.
Dalış süresi, etkinliğe ve duruma göre değişir. Dinlenen bir kaplumbağa, yüzen, beslenen ya da başka bir şekilde aktif olan bir kaplumbağadan çok daha uzun süre su altında kalabilir. Sürenin uzun olmasıyla yöntemin ne olduğu aynı şey değildir: Uzun süre su altında kalmak da hâlâ akciğerlere dayalı bir yaşam biçimidir.
Araştırmacılar bu örüntüleri doğrudan ölçebiliyor. NOAA bağlantılı, hakemli bir 2021 çalışmasında dinlenme davranışı incelendi ve zaman-derinlik kaydedicileri takılmış 18 yeşil deniz kaplumbağası izlendi. Buradaki amaç sihirli bir sayı üretmek değildi. Amaç, yüzeye çıkma ve dinlenme örüntülerinin, bir bakışla tahmin edilen şeyler değil, gerçek ve tekrarlanabilir davranışlar olarak kayda geçirilebildiğini göstermekti.
Birçok kişinin gözden kaçırdığı nokta da bu; çünkü su altındaki bölüm kendi başına tamamlanmış gibi görünür. Oysa öyle değildir. Bir deniz kaplumbağası yüzeyin altında yaşar ama yüzeyle kurduğu ilişki içinde yaşar.
Bu durum, hareketlerini okuma biçiminizi değiştirir. Resifin üzerinde sakin sakin yaptığı uzun bir geçiş, kendi bedenimizde bildiğimiz ihtiyaçtan kurtulduğunun işareti değildir. Bu, o ihtiyacı son derece iyi yönettiğinin işaretidir.
Akılda kalması gereken kısım da budur: Yüzdüğünüz sırada durup nefes almanıza neden olan temel gereksinimin aynısı, kaplumbağanın o sessiz zarafetini de şekillendiriyor. Fark, hiçbir sınırının olmaması değildir. Fark, bedeninin nefesler arasındaki süreyi uzatmada çok başarılı olmasıdır.
Bir dahaki sefere bir deniz kaplumbağasını akvaryumda, bir videoda ya da doğada izlerken, hayvanın hep birlikte yaşadığı o yukarı giden rotaya dikkat edin. Su altında en huzurlu göründüğü anda bile, ister görün ister görünmesin, yüzey sahnenin bir parçasıdır.
Bu küçük bakış açısı değişikliği, hayvanı anlamayı kolaylaştırır ve bir bakıma onu daha da etkileyici kılar. Su altında zahmetsizce aitmiş gibi görünen şey, aslında havayla kurulan kusursuzca yönetilen bir ilişkidir. Bunu bir kez bildiğinizde, kaplumbağanın sakinliği çok daha derin bir anlam kazanır.